

Bastırılmış duygular ve travma eşliğinde yarım kalan inisiyasyon
Selma Hangül, Başar Yılmaz'ın romanı, Yaşadığımız Evler üzerine yazdı: "Yazar, genel olarak sağlıklı bireylerin sağlığını kaybetmesi üzerinden izlediğimiz anlatı akışını tersine çeviriyor ve engelli bir kardeşle aynı evde yaşayan "normal" bir çocuğun hayat istasyonlarının peşine düşmemizi sağlıyor." Emil Cioran, doğmuş olmanın sakıncası fikrinden yola çıkarak, bu dünyada olmak başlı başına bir arızadır, der. Ona göre insanın acısı toplumsal değil, ontolojiktir. Dünya yanlış


Sessiz kırılmaların kitabı: Ağaç Gölgesi
Gülsel Ceren Güneş, Cemre Öğün’ün ilk kitabı, Ağaç Gölgesi üzerine yazdı: "Kitabı, az zamana sığdırılabilecek kısa bir öykü kitabı gibi değerlendirirseniz incelikle kurulmuş metaforları ve anlamları kaçırabilirsiniz." Dijital ve basılı öykü dergilerinde bir süredir adını ve eserlerini sıkça gördüğümüz Cemre Öğün’ün ilk öykü kitabı Ağaç Gölgesi ; gündelik hayatın içinde sessizce biriken kırılmaları merkeze alan bir kitap. Kitapta, büyük olaylardan çok küçük çatlaklarla ilgilen


Anlamakla sevmek arasında uzun ince bir yol hikâyesi
Şule Tüzül, Irmak Zileli'nin Eşik adlı ilk romanı üzerine yazdı: "2012 Yunus Nadi Roman Ödülü'ne layık görülen Eşik, büyürken anne ve baba arasında, toplum ve aile arasında, politikayla yaşam arasında, her türlü çatışmanın arasında kalan çocukların hikâyesi." Büyüme hikâyelerinin hepsi hem birbirine benziyor hem de her biri biricik. İnsanı neyin nasıl inşa ettiğini okuyoruz çünkü bu hikâyelerde. Edebiyatın en çok işlenen konularından biri. Okurlar olarak da çok seviyoruz bu


Yaratıcılık Ritüelleri 72 / Hakan Bıçakçı: "Kendimi rutinlerine bağlı memur sanatçılara yakın görüyorum"
"Yazmak son derece soyut bir uğraş, o nedenle ne yaptığını bilememe, tam olarak emin olamama hali eşlik ediyor çalışma sürecine." Yazarların yazma deneyimlerine odaklanan Yaratıcılık Ritüelleri'nde Semrin Şahin'in bu haftaki konuğu Hakan Bıçakçı. Yaratıcı sanatlarda akışta kalmanın, kendimizi yaratma anının içinde tutarak, sürüklenmeden kalabilmenin ne kadar zor olduğu bilinen bir gerçek. Bizi “an” a döndürecek bazı küçük totemler, seremoniler, bazı ritüellerin olmasının yapt


























































